11 Ocak 2009

"Yeni bir dünya kurmak zaruri!"

Resim tarihinde bazen garip kehanetlere rastlanır. Örneğin Bruegel'in 1560'larda yaptığı "Ölümün Zaferi" adlı tablo, Nazi temerküz kamplarının kehaneti gibidir. Bruegel'den yarım yüzyıl önce, Hieronymus Bosch, "Milenyum Üçlemesi"ni (Millennium Triptych) yapmıştı. Soldaki panelde, Adem ve Havva cennettedir, ortadaki büyük panelde "Dünyevi Zevkler Bahçesi" yer alır, sağdaki panel ise cehennemi tasvir eder. İşte o cehennem, bugünün dünyasının, yüzyılın sonunda globalleşme ve yeni ekonomik düzen vasıtasıyla dünyaya empoze edilen zihinsel iklimin kehaneti gibi.

Açıklamaya çalışayım: Bu söylediğimin tablodaki sembolizmle pek alakası yok. Bosch'un kullandığı sembollerin kaynağı büyük bir ihtimalle 15. Yüzyılın gizli kafir cemaatlerinin dilidir. Bu cemaatler, şerin üstesinden gelmenin, cenneti dünya üzerinde kurmakla mümkün olacağına inanırlardı. Bosch'un cehennem vizyonunda bir kâhinlik varsa eğer, bu, detaylardan ziyade, resmin bütünündedir. Ya da başka bir deyişle, cehennem mekanını kurma biçimindedir. Orada ufuk yoktur. Eylemler arasında devamlılık yoktur. Ne geçmiş vardır, ne de gelecek. Sadece ölçüsüzlüğün şamatası, şimdiki zamanın parçalanmışlığı vardır. Bu mekânı CNN'in tipik bir haber bülteniyle veya medyadaki herhangi bir haber-yorumla karşılaştıralım.


Bosch'un kehaneti, bize bugün globalizmin nüfuzu altındaki medyanın resmettiği dünyadır. Her ikisi de parçaları birbirine uymayan bir puzzle gibidir. Bu "puzzle" terimi Zapatistların altkumandanı Marcos'un yeni dünya düzeni hakkında yazdığı açık mektupta kullandığı ifadedir. Marcos'a göre, gezegenimiz dördüncü dünya savaşının muharebe meydanıdır. Üçüncüsü "soğuk savaş"tı.) Muhariplerin amacı, piyasalar vasıtasıyla dünyayı fethetmektir.

"Bir puzzle ile karşı karşıyayız" diyor Marcos. "Bugünün dünyasını anlayabilmek için parçaları birleştirmeye kalkıştığımızda bir sürü parçanın eksik olduğunu fark ederiz. Yine de, bu çelişkinin bisanoğlunun imhası ile son bulmamasını umut ederek yedi parça ile bir başlangıç yapabiliriz. Resimleyerek, boyayarak, keserek ve diğerleriyle bir araya getirerek bu global puzzle'ı çözüme kavuşturabiliriz".Marcos'un sözünü ettiği birinci parça, dolar biçiminde ve yeşil. Bu parça, global zenginliğin giderek daha az sayıda elde toplanmasından ve bugüne dek eşi benzeri görülmemiş umutsuz yoksullardan oluşuyor. İkinci parça bir üçgen ve yalanı içeriyor. Yeni düzen, üretimi ve insani faaliyetlerini rasyonalleştireceğini ve modernize edeceğini iddia ediyor. Yaptığı ise sanayi devriminin başlangıcındaki barbarlığa dönüş. Önemli bir farkla: Bu barbarlığa itiraz eden bir etik düşünce veya ilkenin denetimiyle karşı karşıya gelmeden.

Üçüncü parça kısır döngü misali çember şeklinde. Zorunlu göçü içeriyor. Hiçbir şeyleri olmayanlar, hayatlarını idame ettirebilmek için göç etmeye çabalıyorlar. Ancak, yeni düzen gece gündüz şu prensiple işliyor: Her kim ki üretmiyor ve her kim ki tüketmiyor ve her kim ki bankaya koyacak parası yok, o fuzulidir. Dolayısıyla göçmenler, topraksızlar, evsizler sistemin artığı muamelesi görüyor: Elimine edilmeleri gerekiyor.

Dördüncü parça, bir ayna gibi dikdörtgen. Ticeri bankalar arasındaki kesintisiz alışverişi içeriyor. Ve dünyanın vurguncuları suç işlemek için de globalleşmiş bulunuyor. Beşinci parça, üç aşağı beş yukarı bir pentagon. Bu beş köşeli parça fiziki baskıyı, zulmü içeriyor. Yeni düzende ulus devletler ekonomik bağımsızlıklarını, siyasi inisiyatiflerini ve egemenliklerini yitirdiler. Ulus devletlerin yeni görevi, kendilerine ne tahsis edilmişse onu işletmek ve piyasanın mega şirketlerinin çıkarlarını korumak.

Altıncı parça, kesik kesik çizgiler. Bunlar kırılmaları, dağılmaları içeriyor. Yeni dünya düzeni bir yandan sınırları ve mesafeleri kaldırıyor, öte yandan parçalara bölünmeyi provoke ediyor ve sınırları çoğaltıyor.

Yedinci parça cep biçiminde ve yeni düzene çeşitli direniş cephelerini içeriyor.

Bu yedi parçanın bir araya gelip anlamlı bir bütün oluşturması mümkün değil. Bu anlamsızlık, bu saçmalık yeni düzenin daimi hastalığı. Tıpkı Bosch'un kehanetindeki gibi, ufuk yok. Dünya bir yangın yeri. Klostrofobi had safhada. Tıpkı Bosch'un cehennemindeki gibi.: Başka bir yerin, başka türlü bir hayatın emaresi yok. Hapishane durumu. Ve böyle bir indirgemenin kaçınılmaz sonucu: İnsan aklının açgözlülüğe indirgenmesi.

Marcos mektubunu şöyle bitiriyordu: "Yeni bir dünya kurmak zaruri. Birçok dünyayı kapsayan bir dünya. Bütün dünyaları içeren bir dünya".

Bosch'un tablosunun bize hatırlattığı şu: Alternatif bir dünya kurmanın ilk adımı, zihnimize yerleştirilmiş olan dünya resmini reddetmek. Başka bir hayati zorunluluk. Önce bir ufuk keşfetmek gerekiyor. Ama bunun için de umudu yeniden tanımlamak lazım. Umut, bir inanç eylemidir ve ancak başka somut eylemlerle beslenebilir. Örneğin, yaklaşma eylemi, mesafeleri ölçmek ve ona doğru yürümek...

Direniş eylemi, bize sunulan dünya-resmini reddetmek değildir sadece, kınamaktır da. Ve cehennem, içerden kınanınca cehennem olmaktan çıkar.

Bugün, varolan direniş cephelerinde, Bosch'un "Milenyum Üçlemesi"nin öteki panellerini, "Adem ve Havva" ile "Dünyevi Zevkler Bahçesi"ni karanlıkta, meşale ışığında seyredelim. Buna ihtiyacımız var.

John Berger, 20 Kasım 1999, The Guardian

1 yorum:

Sansasyonella dedi ki...

Ele aldığınız her bir yazı birbirinden muhteşem, çöpe dönen internette yer alan bilgilerden uzak bu yazıların kaynakları ile verilmiş olması ise,benim gibi yazılarına değişik açılardan yaklaşarak alıntı yapan bir yazar için bulunmaz imkan...Tebrik ederim..ve teşekkürü bir borç bilirim...