30 Ocak 2010

Howard Zinn'in laneti


"Tarihçi" nasıl bir canlıdır?

Habertürk, Ciner tarafından satın alınalı ve kendini reyting ölçümüne sokalı ve Fatih Altaylı da memleketin "aydınlatıcısı"(!!!) olalı beri; şuna buna cahil(?!) diyen, saray sevdalısı, büyük malumatfuruş, "Franco herkesi kesti ama İspanya'yı da adam etti" diyebilen Murat Bardakçı tarihçi oldu! Oysa bir zamanlar insanların yüzü kızarırdı!

Gelin, tarihçi nedir, nasıl olur, hep beraber görelim:

"Amerika Birleşik Devletleri'nde yazar, tarihçi ve siyasi aktivist Howard Zinn 87 yaşında yaşamını yitirdi. Kızı Myla Kabat-Zinn, dün gerçekleşen ölüme kalp krizinin neden olduğunu açıkladı.

1980'de sessiz sedasız yayınlanan "ABD Halklarının Tarihi" kitabı aradan geçen zamanda 1 milyon baskıya ulaştı. ABD'nin tarihinde işçileri, kadınları ve savaş karşıtlarını öne çıkaran, Kristof Kolomb da dahil kıtaya gelen kaşifleri yerlilere karşı soykırımla suçlayan Zinn soldan bakan bir hikaye anlatıyordu. Eleştirilere karşı 1998'de verdiği bir röportajda "Tam bir hikaye diye birşey yoktur; her hikaye eksiktir" demişti.

1922'de New York'ta Yahudi göçmen anne babanın çocuğu olarak doğan Zinn, çocukluğunu Brooklyn'in yoksul bir mahallesinde Charles Dickens romanlarından etkilenerek geçirdi. 17 yaşında mahalledeki komünistlerin çağrısıyla katıldığı bir eylemde polis şiddetiyle karşılaştığında önce inanamadığını, sonra inanılmaz derecede öfkelendiğini söyleyecekti.

Eğitimi İkinci Dünya Savaşı'yla devam etti. 1943'te hava kuvvetlerine bağlı olarak Avrupa'da görev aldı fakat daha sonra ne yaptığını sorguladı. EVE DÖNDÜĞÜNDE ALDIĞI MADALYALARI BİR KUTUYA KOYUP ÜZERİNE "BİR DAHA ASLA" DİYE YAZDIĞINI ANLATACAKTI.

New York ve Columbia üniversitelerine devam etti; tarih doktorasını tamamladı. 1956'da ayrımcı Atlanta'da sadece siyah kadınların devam ettiği Spelman Koleji'nde tarih ve sosyal bilimler bölüm başkanı oldu.

Medeni haklar hareketi sırasında öğrencilerini eyleme geçmeye teşvik etti; bu konuda yazdı. Öğrenciler tarafından sevilse de yöneticiler tarafından tutulmadı. 1963'te Spelman'dan "itaatsizlik" nedeniyle atıldı. Boston Üniversitesi'ndeki yılları da Vietnam Savaşı ve üniversite yönetimine kaşı mücadeleyle geçti.

1988'de emekli olmadan önce son günlerini kampüsteki hemşirelerin grevine destek vererek geçirdi. Tarih kitaplarının yanı sıra üç tane oyun yazdı. Eli Roslyn'i 2008'de kaybetti. İki çocukları vardı.

Zinn'in Türkçe'ye çevrilen kitapları arasında "Halkların Tarihi"nin yanı sıra "Marx Döndü" adlı oyunu ve "Öteki Amerika" bulunuyor."

Bianet, 28.01.2010


Bir tarafta "bir daha asla!" diyebilen Zinn, öte tarafta "kesti ama İspanya'yı da adam etti" diyen Bardakçı. Bardakçı ile Zinn'i aynı cümleden ele almanın ayıbının ve abesliğinin farkındayım. Ömrü hayatında görüp görebileceği en büyük iltifat budur. Gelgelelim, Howard Zinn'in, Bardakçı'nın suratında patlayan (ve bizim devleti de fena halde tokatlayan) bir lafı var:

"MASUM İNSANLARI ÖLDÜRMENİN AYIBINI ÖRTECEK BÜYÜKLÜKTE BİR BAYRAK YOKTUR."

Sonra devam ediyor Zinn: “Amacım, anlatılan tarihteki Kolomb’u yokluğunda suçlamamız, yargılamamız, mahkum etmemiz gerektiğini belirtmek değil. Bunun için çok geç; bu ahlaken yararsız bilimsel bir çalışma olacaktır. GADDARLIKLARIN, ACIKLI FAKAT GELİŞME İÇİN ÖDENMESİ GEREKEN BEDELLER OLARAK KOLAYCA KABULÜ (Batı medeniyetini kurtarmak için Hiroşima ve Vietnam, sosyalizmi kurtarmak için Kronstadt ve Macaristan, hepimizi kurtarmak için nükleer yayılma) HÂLÂ BİZİMLE. Bu gaddarlıkların hâlâ bizimle olmasının bir nedeni, radyoaktif atıkları konteynırlar ile dünyaya gömmemiz gibi bunları da diğer gerçekler yığınına gömmeyi öğrenmemiz.”

Howard Zinn'in laneti, Bardakçı'nın üzerine olsun!


Mustafa Konur, 30.01.2010

24 Ocak 2010

Götteki gülücük

Bir alttaki "evet, aynen, hasssiktir!" yazısına yorum yazan iki kişi, ne yapmaya ve ne yapmamaya çalıştığımı -bilinçsizce de olsa- fark etmiş görünüyorlar.

" Adsız 1:

romantik mi?ben buna "abartılmış komedi" der ve götümle gülerim.

Adsız 2:

ben de "abartılmış komedi" demem de, "dram dram dram" derim ! ne kadar bayılıyoruz şu leş gibi kokuşmuş edebiyata! hayır belki dilindeki şu yapmacıklıktan kurtulsa birilerini ikna edebilecek ama...hâlâ "mavi gözlü sarışın melek"lerle robotlaşmış bitakım sinirleri uyarmaya çalışıyor. ne kadar yalancı sahtekar katlanılmaz yaratıklarız... "


"abartılmış komedi"ye de eyvallah, "dram dram dram"a da. lakin ben, Adsız 2'nin şu "yapmacıklıktan kurtulsa birilerini ikna edebilecek" lafına takıldım. takıldım, çünkü, ancak "hakikat"e erdiklerine inananlar başkalarını "ikna" etmeye çalışırlar. şükürler olsun böyle bir vehim bende yok. gelgelelim, Adsız 2, gazete deyince 'hakikat vaz eden' köşe yazarlarının, tartışma deyince ekrandan geçen 'kurtarıcı sesler korosu'nun anlaşıldığı bir toplumun mamulü sonuçta. haliyle kendisi de ikna edilmek istiyor ya da en azından, meseleyi "ikna etmek ve edilmek" üzerinden kavrayabiliyor. eylemek yerine eylenmeyi tercih etmeye hakkı var elbet. şayet böyleyse, doğru yer burası değil. Recep, Deniz, Devlet, Ertuğrul, Oktay, Can, Ruhat, Fatih, İlker, Kenan; yani Hale Lale Jale ve Bütün Mahalle orada onu bekliyor.

beni en iyi -ve vücudunun en doğru yeriyle- Adsız 1 "hissetmiş": "yaradan"ın biçtiği işlevine hapsolmuş götünüzde ben gülücükler açtırabiliyorsam ne mutlu bana! bu denli ciddiye alınmaya kim kayıtsız kalabilir? daha ne isterim!

Mustafa