20 Ekim 2011

toplumun ruhu ve görüşü...

memleketin bağrından çıkardığı nadir niteliklere sahip tarihçiler arasında adı geçen Kemal Karpat (ki tarihi sol gözünü yumarak okumasıyla bilinir) dün 24 tane çocuğun birilerinin midesine lokma olarak gittiği günün akşamı, bir kanaat önderi havasında konuk edildiği televizyon programında, "yeni anayasa sizce nasıl olmalı" sorusuna şu yanıtı verdi: "toplumun ruhunu ve görüşlerini yansıtmalı".

televizyon ekranında fikir önderliğine kadar yükselebilmiş biri olarak karpat'ın bu ettiği bu laf ile o 24 tane çocuğun ölümü arasında nasıl bir alaka olsa gerek?

bir bebek doğduğunda "dünyaya geldi" denir. dün o 24 tane çocuğun haberlerini anlatan muhabirler cümlelerini "... vatana şehit oldu" diye bitirdiler... "dünyaya" gelmek ve "vatana" şehit olmak... geldikleri yer ile son nefeslerini verdikleri yer arasındaki bu alakasızlık, hikayenin dünyada başlayıp vatan denen ne idüğü belirsiz bir hayali-yerde sonlanıyor olması, karpat'ın cümlesiyle ne de güzel düğümleniyor!

toplumun ruhu ve görüşü... yani şu ya da bu kişi veya kişiler, bir şekilde, oturup o toplumun ruhunu ve görüşlerini tespit edecekler, sonra bunları herkesin ortak paydasına yazıp, gene o herkesi bağlayacak yasaları yapacaklar. hangi ruh? kaç kişinin ruhu? falancanın ruhu ya da görüşü hangi hakla benim orama burama monte ediliyor? o 24 tane çocukcağız, tam da bu zihniyetin kurbanı olmuş olmasınlar?

anayasalar ve genel olarak yasalar, kabaca, insanlar arasındaki ilişkileri düzenlemek için yapılır diye bilinir. ancak her türlü yasa ve düzen, her şeyden önce, sınıflar tarafından yapılır ve onlar için vardır. toplumun ruhu ve görüşünü yansıtmak için değil. biz hala sınıflı toplumlarda yaşamakta olduğumuzu hatırlamıyoruz artık!

her neyse... varsayalım ki karpat haklı ve anayasa onun belirttiği doğrultuda yapılmalı... toplumun sosyolocik ve piskolocik profilini belirlemek için son birkaç yıldır yapılmış araştırmalardan ve memleket sathında tekrar edegelen olaylardan yola çıkarak topluma hakim ruh ve görüşleri üç aşağı beş yukarı kestirmek mümkün. şimdi bunları yansıtacak anayasanın ilk birkaç maddesini yazmaya başlayalım:

Madde 1: Su testisi su yolunda kırılır.

Madde 1 çeyrek: Madde 1'in değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Madde 1 buçuk: Testinin hangi yolda kırıldığı tartışmalıysa, bilirkişi Hıncal Uluç'tur.

Madde 2: Her TC vatandaşı, eşcinsel komşu istememe hakkına sahiptir. Oturacak ev bulamayan eşcinsel şahıslar Kızılay'dan çadır isteme hakkına sahiptir.

Madde 3: Nikahlı olduğu karısına şiddet uygulamak her TC vatandaşı erkeğin yasal hakkıdır. Şiddetin türü ve yöntemi, ilgili yasa maddelerince tarif edilir.

Madde 4: Yasalarca belirtilen etek boyundan daha kısa etek giyen kadınların tecavüze uğraması, tecavüzden sayılmaz. Zira libido, insan iradesinden bağımsız işleyen bir mekanizmadır. Libidoya adres sorulmaz. Kendiliğinden gelişen ereksiyon hadisesine müdahale etmek için bilim henüz bir yöntem keşfetmemiştir. Türk erkeği en asil libidonun insanıdır! Libidolar ağlamasındır!

Madde 5: Varlığım varlığına armağan olsundur!

Hiç yorum yok: