12 Haziran 2013

Televizyon seyircisiyle devrim yapılmaz!

faşistler bu sefer akıllı davrandı.

31 mayıs ve sonraki günlerde, tv kanallarının yayın yapmaması, daha fazla infiale ve daha fazla insanın sokağa dökülmesine yol açmıştı. çünkü olup biteni ekranlardan seyredemiyorlardı. (düşünsenize: yan sokaktan korkunç bir gürültü, bağırış çağırış geliyor. pencereden bakıyorsunuz, göremiyorsunuz. dayanamaz, dışarı çıkarsınız. yok eğer pencereden görebiliyorsanız, uzaktan uzaktan seyredersiniz.) ilk günlerde o kadar çok insanın türkiye'nin birçok yerinde kendini sokağa atmasında, olayları evden oturup seyredememeleri de önemli bir etkendi... (hayır, 'kitlelere' haksızlık edip davaya ihanet etmiyorum.)

devlet belli ki bu kez buna uyanmış. bu sefer tam tersini yaptılar. sabahın köründen itibaren tüm kanallar her şeyi canlı yayınladı. bu da doğal olarak olayları ekrandan seyredecek insanların sayısını artıracaktı. zaten bu sefer son derece iyi hesap edilmiş bir stratejiyle geliyorlardı. kendileri yazıp kendileri oynayacakları için kontrol onlarda olacaktı.

sabahleyin önce bir tiyatro izlettiler. valla billa sadece marjinaller ile çatışıyorlardı. gezi parkındaki "çocuklar"a ise dokunulmayacaktı. oysa asıl hedef onlardı...

vali tüm gün bunun altını çizdi. herhalde dünya tarihinde "marjinal" sözcüğü bir gün içerisinde bu kadar çok hiç kullanılmadı. akşama doğru, taksim meydanında kalabalıklar birikmeye başladı. fakat 31 mayıstaki kadar büyük bir kalabalık dökülmedi sokağa. çünkü ekranlardaki canlı yayınlar birçok kişiyi evinde tutmuştu. insanların meydanda birikmesine izin verdiler. öyle bir söylem geliştirildi ki, gezi parkındakiler dışında, taksim'e kim gelirse gelsin otomatikman marjinal etiketi yiyordu. kalabalık iyice artınca üzerlerine hücüm edildi ve püskürtüldüler. çok sayıda polis taksim meydanını abluka altına aldı. strateji işledi: gezi parkındakiler ile onlara destek vermek üzere oraya gelenler ve gelebilecek olanlar birbirlerinden ayrıştırıldılar.

sonra stratejinin diğer adımları uygulandı. vali devletin köpek dişlerini göstererek bir konuşma yaptı. gezideki çocukların can güvenliği olmadığını açık açık söyleyerek gözdağı verdi. sonra da kanal kanal ekranları gezip gene kötü marjinalleri ve masum çocukları anlattı... ve böyle böyle, gezi parkındakileri izole etme kalma hedefine adım adım ulaştılar.

sabahtan itibaren kendileri yazıp kendileri oynadılar.

medya, yayın yapmasa da zarar verdi, yapsa da...

ama galiba en önemlisi: kitlelere, kalabalıklara güven olmaz. kalabalığın miktarına hiç güven olmaz. hele hele, televizyon seyircisiyle devrim falan asla yapılmaz...

Hiç yorum yok: